0
Kasım 20, 2008, 01:26:57 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 

Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ogün sanlısoy Röportajı  (Okunma Sayısı 124 defa)
DirHem
Editör
*
Mesaj Sayısı: 366



Üyelik Bilgileri
: Nisan 08, 2008, 06:23:08 ÖS


Bugüne kadar sevdiğiniz kaç müzisyeni evinizde dinleme fırsatı yakaladınız?

Ogün Sanlısoy, bu yaz iki albümle karşımızda olacak. Türkçe rock'ın güçlü sesi, önce artık piyasada olmayan 1999 tarihli “Korkma” albümünü yeniden çıkaracak, ardından onu bir akustik projeyle dinleyeceğiz.

Pentagram'ın 20. yıl konserlerinde sen de sahnedeydin. Biraz bahseder misin, nasıl bir araya geldiniz?

Aslında grubun 15. yılında da böyle bir şeyin yapılması planlanıyordu. Ama piyasa ve ülke şartlarından olamadı. Bence Pentagram Türkiye'deki gelmiş geçmiş en iyi rock grubudur. Ve gruptan çok müzisyen gelmiş geçmiştir. Projenin espirisi, bu elemanların da birer şarkıyla dahil olması ve bunun bir DVD halinde yayınlanmasıydı. 20. yılda proje gerçekleşti. Bana yeniden teklif ettiklerinde çok mutlu oldum Benim solist olduğum “Trail Blazer” albümünden 'Secret Missile'ı söylemeyi kararlaştırdık. Pentagram o parçayı ben ayrıldıktan sonra hiç çalmamış.

Çalmamalarının sebebi neymiş?

Murat söylerken biraz zorlanıyormuş. Gerçekten biraz zordur şarkı. Benden başka kim söyleyebilir bilmiyorum (gülüyor). Murat'ı bu arada çok beğenirim, çok iyi bir solisttir. Tam bir heavy metal solistidir.

Peki onca zamandan sonra senin için zor oldu mu 'Secret Missile'ı söylemek?

Hayır. Tam tersi, geçen yıllarla birlikte daha iyi performans çıkardığımı düşünüyorum. Provalarda, Pentagram'ın '1' şarkısını söylerken Murat'a geri vokal yaptım. İkimizin sesi güzel tınlayınca, şarkıyı düet şeklinde söyleyelim dedik. Sahnede de çok iyi reaksiyon aldık. '1' ayrıca bizler için yeniden bir araya gelme esprisi taşıyordu. Özellikle Bostancı Gösteri Merkezi'nde verdiğimiz ilk konser çok güzel geçti. Ama benim dışımda diğer eski elemanların projeye katılmamasına biraz üzüldüm.

Pentagram'ın bu kadar uzun aralar vererek devam etmesini neye bağlıyorsun? Grup elemanları zaman içinde başka işlere yöneldiler...

Bence Pentagram'la bir şey yapmadıkları için diğer işlere yöneldiler. Kolay da değil; bu saatten sonra bir şey yapacaklarsa iyi olması gerekiyor. Bunun zorlukları da ortada. Grubun bir araya gelmesi, iyi bir şov planlanması gibi... Bir ara kafalar da dağıldı: “Artık bu saatten sonra bir şey olmaz” inancına girildi. Ama hep öncüdür Pentagram. Piyasa şartlarıyla baş etmeyi göze aldılar. Umarım en yakın zamanda bir albüm yaparlar, biz de arşivlerimize koyarız.

1999 tarihli ilk albümün “Korkma”yı yeniden çıkarıyorsun. Sanırım albümün piyasada bulunmaması seni buna yönlendirdi...

“Korkma” ilk göz ağrım. Dinleyiciler iki yıldır benden bu albümü bekliyor. Piyasada olmadığı gibi mp3’lerine de ulaşamıyorlar. (gülüyor) Ben de onlara çıkaracağıma dair bir vaatte bulundum. Maalesef o dönem çalıştığım plak şirketi Sony bu konuda biraz ağır davrandı. Ben de başka yollar bularak çıkarmaya karar verdim.



Albümde değişiklikler yapıyor musun?

Evet. “Korkma”nın 1999’daki haliyle birlikte, albümdeki iki şarkıyı yeniden çalarak, albüme ekleyeceğiz. Hayko Cepkin 'Korkma' dönemindeki grubumda klavye çalıyordu. Albümdeki 'Korkma' şarkısını çok sevdiğini ve o şarkıya remiks yapmak istediğini hep söylerdi. Albümü yeniden çıkarmaya karar verdiğimde Hayko'ya bunu hatırlattım ve o da çalışmaya başladı. “Korkma”yı Ümit Kuzer’in prodüktörlüğünde yapmıştım. Ümit Kuzer de bir şarkıya remiks yapmayı düşünüyor. Albümün kapağında da ufak değişiklikler yaparak, kendi imkanlarımla mayıs sonunda çıkarmayı düşünüyorum.

Bu yılı “Korkma” ile geçireceksin...

Bir proje daha var aslında: Eski parçalardan oluşan akustik bir albüm. Haziran sonu gibi de akustiği çıkarmayı planlıyorum. Bu iki albüm de müzik marketlerde olacak tabii ki. Yalnız dağıtım konusunda başka planlarım var.

İnternet üzerinden veya kendin dağıtmak gibi mi?

Direk evlere ulaştırmak gibi. Özel, imzalı bir hatıra gibi. “Korkma” için kafamdaki bu. Bundan geri dönüş alırsam, akustiği yapabileceğim galiba. Çünkü arkamda artık bir plak şirketi yok. Ogün Sanlısoy dinleyicisi de bir sınava girecek. Diyorum ki; “Bunu istiyordunuz, buyurun yaptım. Satın alırsanız bir tane daha yapabileceğim. Bu taşın altına siz de elinizi sokabiliyor musunuz?” Sadece, albüm çıkmış indireyim, ile olmuyor.

“Üç” albümün yalnızca rock dinleyicilerine değil, farklı kesimlere de ulaştı. Satışlardan memnun kalmadınız mı?

“Üç”, bir önceki albüm “O Gün” kadar satmadı. Mesela dört tane “O gün” sattıysa bir tane “Üç” sattı. İnternetten indirmede tabii tam tersi bir oran söz konusu. Konserlerde de öyle. Eskiden 300 kişiye çalınca mutlu oluyordum. Şimdi 2000 kişi toplanabiliyor. Ayrıca artık sadece klip şarkılarına değil, tüm şarkılara eşlik ediyorlar.



Dediğin gibi artık dinleyicilerin de işe el atması gerekiyor. Alternatif müziğe senin Pentagram yıllarından bu yana dinleyici tarafında biraz dudak bükme, yabancı örnekleriyle karşılaştırma durumu var...

Bu biraz hodri meydan zaten. Keşke bankada 1 milyon dolarım olsa; şarkıları en iyi şartlarda kaydederim. Dağıtım ve satışı düşünmem bile. Ayrıca bunlar benim düşüneceğim şeyler değil, tüccar değilim ki! Bazen fanlardan öyle şeyler geliyor ki, hem şaşırıyor hem de gülüyorum. Biri “Ogün abi ben gitara meraklıyım. Sen de çok gitar vardır. Bana bir tane yollasana” demiş. Hatta başka birine bayıldım: “Ogün abi davula çok meraklıyım. Ama öğrenciyim, param da yok. Bana n'olur bir davul yollasana. Şu model olursa sevinirim.” Modelini de söylüyor yani. Böyle villalarda yaşayan bir müzisyen izlenimi vermek hoşuma gidiyor, ama durum hiç de öyle değil.

Akustik albümden biraz bahseder misin?

Ben senin evine misafir gelmişim, kucağıma gitarımı almışım, çalıyorum. Fikir bu. En başa dönmek gibi. Ayrıca bir prodüksiyon masrafı da olmayacak. Bu belki dinleyicilere ve plak şirketlerine bir gönderme...(gülüyor)

Peki işlerin senin adına yavaş yavaş dönmeye başladığını söyleyebilir miyiz?

Ben bir şeyleri suyun akışına bırakmadım. Zarar etmeyi, borçlanmayı göze alarak, Türkiye'nin bir çok yerinde konser verdim. İşin maddi kısmına bakarsan kahramanlıktı. Ama manevi kısmında ciddi kitlelere hitap ettim. Dolayısıyla benim için işlerin düzelmesi rastlantısal bir şey değil. En azından birçok insan yaptığım müzikten haberdar. Ve olumlu şeyler okuyorum.

Çalışkanlığın dışarıdan fark ediliyor. Bu kadar etkin olmak, seni yine müziğin içinde başka alanlara da yöneltebilir...

Sahnede olmayı çok seviyorum. Ama bu yaştan sonra işin mutfağına da geçmek istiyorum. Çünkü yaratıcı biriyim. İçimden genç gruplara deneyimlerimi aktarmak, prodüksiyonlar yapmak geliyor. Bunun için gerekli gücü yaratmaya çalışıyorum.



Üç” albümü “O gün”e göre daha net bir albüm. Mesela iki açılış şarkısı 'Pencere' ve 'Bilmece'yi karşılaştırdığımızda farklar görüyoruz. “O Gün”de farklı müzikal açılımlar, Üç”te ise bir netlik var. Buna katılır mısın?

Bir şeye katılmayacağım. O iki şarkı birbirine yakındır aslında. Benim albümlerdeki tercihim bu. Temponun inip çıkması anlamında müzikal akışlar aynıdır. Ama şu konuda katılıyorum: “O Gün” biraz daha dağınık bir albüm. Bir garaj sound'u var. Bu tercih meselesiydi. O sıcaklık hoşuma gitmişti. “Üç”te artık deneyim kazanmıştım. Stüdyoda ve konserlerde çok şey öğrendim. Ve albüme prodüktör olarak Tarkan Gözübüyük'ün de deneyimlerini katmasıyla iş profesyonel boyutlara taşındı.

Bir şarkı yazarı olarak da geliştiğine yönelik yorumlar var. Şöyle bir şey seziliyor şarkılarında; hayat ve ilişkilere dair üstü kapalı bir anlatımın var. Ama 'Dön Evine'yi yazdığında çok netsin...

Aslına bakarsan orada çok daha net olabilirmişim. Konu böyle bir konu çünkü. Ben biraz nezaketle yaklaşmışım. Daha ağır ve hakarete varacak şeyler icap eder. Ben o şarkıyı yazdığımda Irak yeni yeni işgal ediliyordu. Şimdi 1 milyon kişinin ölümüne vesile olan bir yalandan söz ediyoruz. 1 milyon kişi niye öldü ya. Bu, küfrü hak etmiyor mu sence?

Şarkılarında argo dahi kullanmıyorsun. Küfür etmemek ya da argo kullanmamak için kendini kısıtladığın oluyor mu?

Küfür kullanmak biraz ucuz geliyor bana. Küfür etmeden küfür etmek önemli. Sosyal hayatta da durum böyle. Ayrıca bu albüm çıkmadan Kültür Bakanlığı'na gidiyor. Yoksa emin ol küfürlerle dolu bir şarkı yazmak gerekirse, bunu layıkıyla yaparım. Bağdat Caddesi'nde büyüdüm, iyi bir küfür haznem vardır. Yalnız bunu kullanarak bir şey kazanacağımı düşünmüyorum.
Son Düzenleme: Nisan 12, 2008, 05:43:57 ÖS Gönderen: DirHem Logged


merrsTein
Forumcu Rocker
***
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 78


TıLL&merrsTein asqı=)


Üyelik Bilgileri
Yanıtla #1 : Nisan 10, 2008, 12:29:51 ÖÖ

Paylasım İçin Tesekkürler   Karizmatik
Logged

MetallicAssault
Forumcu Rocker
***
Mesaj Sayısı: 70


Üyelik Bilgileri
Yanıtla #2 : Nisan 12, 2008, 03:00:58 ÖS

şanlısoy değil, sanlısoy...
Logged


Long Live Rock'n Roll! Long Live Heavy Metal!

Dilini kaybeden herşeyini kaybetmeye mahkumdur. Türkçe konuşalım, Türkçe yazalım!

"ty" ne ulan! "Teşekkürler" yazmak çok mu zor?
Ville Valo
Yeni Rocker
*
Mesaj Sayısı: 10


Üyelik Bilgileri
Yanıtla #3 : Eylül 11, 2008, 05:00:52 ÖS

ogün gibisi var mı ya röportaj için teşekkürler
Logged
MaleficarvM
Vi-Rocker
*
Mesaj Sayısı: 525


kalbimi_sana_veririm_sanma@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW
Yanıtla #4 : Eylül 15, 2008, 04:47:35 ÖS

vaaarr hemde çok Sırıtan paylaşım için tşkr Gülümseme
Logged

siLqin kaLeminden önce biTiosa yanLısLarn dğruLarından cok demekTir.!!       †kanatSz SheyTan xD
QbRa
Forumcu Rocker
***
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 120


kubra-5313@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
Yanıtla #5 : Eylül 16, 2008, 10:17:54 ÖS

paylaşım için saol
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
MySQL | PHP | XHTML | CSS
Back To Top